Kendi yaşantılarımı düşündüm. Bulunduğum çevreleri, işyerlerini, tanıdığım insanları... Boş verebilseydim, aldırmaz olsaydım, üzülecek yerde, gülseydim!...
Ama yapamadım, anlamamıştım yaşamın bir maskeli balo olduğunu... İnsanların her gün, her an suratlarına yeni, değişik maskeler taktıklarını. İnsanların tek yüzlü olmadığını. En yakınından en uzağına kadar... Kendime çeşitli maskeler hazırlamalıymışım! Boy boy, renk renk!.. Yerine göre kullanmalıymışım! Çıkarıma göre!.. Güleç, kızgın, memnun, üzüntülü, acımaklı, mağrur, perişan, dalkavuk, aşağılık... Hepsinin bir yeri bir zamanı vardı. Olmadı, yapamadım. Hep kendi yüzümü taşıdım. Binbir maske kullanan insanlar arasında maskesiz biri yaşayabilir miydi, dayanabilir miydi?
Derken bir şiir hatırıma geliyor... Behçet Necatigil'in "Maskeli Balo"su... Şu şairler, her şeyi düşünmüşler bizden önce. Duymuşlar, yazmışlar... Kaç yıl önce yayımlamış bu şiiri Necatigil? Bugün, şu şarkının beni sürüklediği yaşam düşlerini o yıllarca önce duymuş, yazmış...
siz yine o maskeli balodan döndünüz
ben bu ismi verdim hayata
duracak haliniz yok ayakta
soyunup dökününüz
siz kurtoğlu kurtsunuz
bir ben biliyorum sizi
bir ben görüyorum kuzu postuna girdiğinizi
bravo, yine nasılda yutturdunuz








--
[link]
--
proud member of ~Eyes-on-you, ~RoWatch, ~Black-sea-club, ~mountain-lovers
--
DoGuSeYo????
More photos available on my flickr. please visit: [link]
--
I could never again be an angel... Innocence, once lost, can never be regained..
Fotoğrafların güzel.
--
gravity fucks with me.
Previous Page1234Next Page